ÖNSÖZ - Zeynep TÖRE

Burası, toprağın her zerresinin kan ile yıkandığı kutsal topraklar, Çanakkale.
Yıkılan bir imparatorlukla birlikte tüm ümitlerini kaybetmiş Anadolu halkının yeniden dirilişi, canı pahasına yurdun işgalden kurtuluşu yaşanmış ve sonra halkın egemenliği ile çağdaş, uygar ve yepyeni bir devlet adeta bir şimşek hızı ile yaratılmış ve millete teslim edilmiştir.
Bugünkü dünyada bile yakın ve uzak komşularımızdaki millet hakimiyeti(!) kavramını , eğitim, öğretim, sanat, siyaset ve akla gelen her türlü durumu Türkiye ile karşılaştırmak bile çok zordur.
Atatürk'ü ve de Çanakkale Savaşlarını anlatmak bu sayfanın sınırlarını aşar. Atatürk yıllardır benim ve öğrencilerimin sınıfımın bir parçasıdır. Her dersimizi dikkatle dinler bizimle birlikte düşünür bizimle birlikte gülümser.
Burada Çanakkale Savaşları anlatılmadı. Yerimiz yettiğince Edirne'den , Kars' tan , Rize'den, Van'dan İzmir' den Diyarbakır'dan Bolu'dan , Adana'dan Şırnak'tan bu vatan için kan göllerinin üzerinde şehit olurken kan kardeşi olmuş tüm Anadolu insanının torunları birbirinden değerli Çanakkale gençlerinin duygularını aktarmak istedik. Yerimizin sınırlı olması nedeniyle burada yer alamayan yüzlerce yazı da buradakiler gibi vatan ve Atatürk sevgisi dolu.

Genç Atatürkler, hepinizle gurur duyuyoruz.


Çanakkale Savaşları için Çanakkale Gençliğinden

1-SONSÖZ - Ş i r i n İ k i z

2-ŞEHİTLER DİYARI - Derya Sunar

3-ÇANAKKALE GEÇİLMEZ - Seydo Demirtaş

4-TÜRK'ÜN ŞANLI TARİHİ - Hatice Avcı

5-ÇANAKKALE GEÇİLMEZ - Sedef Bıçakçı

6-SAVAŞ GÜNLERİ - Çağıl Yurdakul

7-KAHRAMANLIK DESTANI - Ayşegül İnce

8-ŞANLI TARİHİMİZDE BİR ALTIN SAYFA -Ayfer Gülsoy

9-TÜRK'ÜN BÜYÜK ZAFERİ- Nesrin Demir

10-DESTANLAR DİYARI ÇANAKKALE -Arzu Önem

Ve 13 yaşındaki Erdeniz Erol'dan Çanakkale Şiiri "Benim Çanakkale'm"


SONSÖZ - Ş i r i n İ k i z

Yıl 1915. Tarih boyunca birçok savaşlara alan olan Çanakkale Boğazı, en çetin savaşını veriyor, Türk kahramanlığına en büyük destanını yazdırıyordu. Türkler Birinci Dünya Savaşı'nda Almanya ve Avusturya-Macaristan imparatorlukları yanındaydı. Düşman devletler İngiltere, Fransa ve Rusya'ydı.
Ondokuz Şubat günü boğazdaki kaleleri topa tutarak Seddülbahir ve Kumkale'ye asker çıkardılar. Onsekiz Mart sabahı onaltı savaş gemisi ile boğaza girdiler. Kıyıları korku veren bir top ateşine tuttular. Çanakkale şehri ateşler içindeydi. Türk kaleleri susmuştu. Düşman artık bu kıyılarda canlı hiç kimsenin kalmadığına inanmıştı. Onun için gemilerini boğazdan içeriye sürdüler ve Nusret mayın gemisinin bir gece önce gizlice döktüğü mayınlara çarptılar ve battılar. Kıyılarda sustuğu sanılan Tük topçusu da Ulu Önder Mustafa Kemal önderliğinde top ateşine başlamıştı. Düşman büyük bir şaşkınlığa uğramıştı. Hepsini korku sarmıştı. Geri kalanlar da savaşı bırakmak zorunda kaldılar. 18 Mart, böylece Çanakkale'de Türk'e zafer günü oldu.
Düşman kuvvetleri savaşı kazanacaklarından o kadar emindiler ki daha savaşın başında "Boğaz geçildikten sonra izlenecek olan siyaset" konusunda raporları ve planları bile hazırlanmışlardı.
Çanakkale Savaşları'nda mehmetçik çelik siperlerin yerine göğsünü germiş, merminin bittiği yerde sürgüsünü, onun olmadığı yerde de yumruğunu kullanmıştır.
Çanakkale Zaferi Türk Milletinin tarihinde kazandığı ve uğursuz talihini değiştirdiği birkaç zaferden biridir. Öyle bir zafer ki, iç ve dış düşmanların Türklüğü yok etmek için üzerine çullandığı bir devirde kazanılmıştır. Türk'ün "hasta adam" olmadığını bütün dünyaya göstermiştir.
Çanakkale Savaşları'nda vatanımızın herbir köşesinden gelen yüzbinlerce Mehmetçik şehit olmuştur. Cesur, vatansever Mehmetçik Çanakkale'de son sözü söylemiştir;
Çanakkale geçilmez !

Listeye dön


ŞEHİTLER DİYARI - Derya Sunar

Avrupalı en güçlü gemileriyle, Çanakkale'yi geçmek için boğaza dayanmıştı. Boğaz bir cehennemi andırıyordu. Her taraf ateş, barut, dumandı. Mehmetçik var gücüyle Avrupalı'nın karşısında duruyor ve etten bir köprü kuruyordu.
Avrupalı herşeyi inceden inceye planlamıştı. Boğaz boyunca tabyalar susturulacak ve boğaz sularındaki mayınlar temizlenecekti. Bütün bunların hepsi hesap edilmişti. Yanlız bir şey düşünülmemiş, hesaba katılmamıştı. Türk'ün vatanını koruma azmi ve Türk Milleti'nin Allah ve vatan aşkı. Halbuki, bunlar çok önemli unsurlardı. Öyle ki, savaşın kaderini bile değiştiriyordu. Kahraman Türk askeri Avrupalı'nın en medeni silahlarına göğsünü geriyor ve haykırırcasına "Çanakkale Geçilmez" diyordu. Kim alabilirdi onun kutsal vatanını elinden ? Uğrunda ölürdü de buna izin vermezdi. Bu yurt, hiçbir zaman onlara vatan olamazdı.
Avrupalı bütün gücüyle Çanakkale'ye saldırıyordu. Fakat, kahraman Mehmetçiğin üstün vatan savunması ile karşılaşıyordu.
Sahip olduğumuz şanlı tarihimizde Çanakkale savaşlarının önemli bir yeri vardır. Ayrıca Milli mücadelemize de önemli katkıları olmuştur. Özgür Türkiye'nin temelleri bu savaşın sonucu ile atılmıştır diyebiliriz. Çanakkale müdafası olmasaydı; Birinci dünya savaşı çok çabuk bitecek ve Türk Devleti paramparça olacaktı. Ancak, bu zafer çökmekte olan yıpranmış bir imparatorluğun içinden geleceği parlak olan Türkiye Cumhuriyeti'nin doğmasına neden olmuştur. Özgürlüğümüze giden yolun anahtarı gibidir, Çanakkale Savaşları.
Bu güzel diyar için tam iki yüz elli bin kişi şehit verilmiştir. Hiç biri de vatan uğruna canını vermekten çekinmemiştir. Mehmetlerin, Hasanların, Yahya Çavuşların, Seyit Ömerlerin ve adını burada sayamadığım binlerce kahraman cesaretleri bizlerin bugün burada ve bu koşullarda olmamızı sağlamıştır. Ne mutlu bizlere ki, bizler böyle bir milletin evlatlarıyız.
Ey vatan kahramanları! Sizleri ve sizin vatan uğruna verdiğiniz mücadeleyi asla unutmayacağız. Ruhunuz şad olsun. Bizler var oldukça bu topraklar ebediyete kadar Türk yurdu olacak ve yine şehitler diyarı olarak anılacaktır.

Listeye dön


ÇANAKKALE GEÇİLMEZ - Seydo Demirtaş

Bugün yaşadığımız dünyada bir çok ülke vardır. Farklı miktarlarda toprağı, üzerinde yaşayan, o ülkeye, devlete inanmış insanları... Hepsinin bir adı vardır, uzun, kısa... Hepsinin bir tarihi vardır, iyi kötü... Ama, hiçbirinin adı şanlı olamaz, Türk'ün adı kadar. Hiçbirinin, tarihi, uğruna yapılan savaşları, şehitleri, önderleri, tarih sayfalarına yazılmamıştır. Türk'ünkiler gibi altın harflerle.
Bir kez daha gösterdik dünyaya gücümüzü, korkusuzluğumuzu, sevgimizi, inancımızı... Verdiğimiz eşsiz Kurtuluş Mücadelesiyle, bir koca sayfa daha yazdık, şanlı tarihimize. İşte, bu sayfanın en önemli satırlarında yazar "Çanakkale Savaşları." Bu savaşlar, tarihin en kanlı ve en büyük savaşlarından olmuştur.
Kurtuluş Savaşında, Osmanlı Devletinin savaştığı on cepheden biri de; Çanakkale cephesiydi. İtilaf devletlerinin amacı; İstanbul'u ele geçirip, Rusya'ya yardım göndermek, Osmanlı topraklarını alarak, yeni sömürgeler elde etmekti. İtilaf devletlerinin boğazı geçmesiyle Çanakkale Savaşları başlıyordu. İlk Seddülbahir ve Kumkale tabyaları topa tutuldu. Düşman emindi. Kim dünyanın en üstün teknolojisine karşı koyabilirdi ki... Bu güvenin korkunç bir kabusa dönüşmesi geç olmadı. Düşman, kesin bir başarıya ulaşamıyor, üstün bir direnişle karşılaşıyordu. Bunun üzerine, karadan çıkarma yapmaya karar verildi. Fakat, bırakılan isaret şamandraları, Kabatepe'den alınıp çok sarp ve dik bir yer olan Arıburnuna taşındı. Böylece sabah Kabatepe yerine Arıburnuna çıkan düşman bozguna uğratıldı. Başında, büyük kumandan Mustafa Kemal'in bulunduğu Türk ordusu her gün yeni bir başarı elde ediyordu. Bir karış toprak verilmeyecek, Çanakkale asla geçilemeyecekti. Anadolu'nun bağrından kopup gelmiş, hepsi birer aslan olan Türk evlatları savaşıyordu bu topraklar için. Kanlı yaşlar döküyordu arkalarından anaları, bacıları, eşleri, çocukları, gencecik yavukluları. Hepsi yüreğine gömmüştü acısını. "Gidin" diyorlardı. "Ölün bu topraklar için, ama döndüğünüzde zafer şarkılarıyla gelin, acı haberle değil."
Kan ve barut kokuyordu cephede her yer. Savaş yapılmadığı vakit, ölümün sessizliği duyuluyordu top sesleri yerine. Ya, dualar okuyorlardı şehit arkadaşlarına, ya da bir köşede memleketlerini düşünüyorlarda, özlemle, sevenlerini... Sesi güzel bir er türkü çığırıyordu, yanık yanık. Ama hepsi tek yürekti, kalpleri tek bir şey için çarpıyordu; "vatanım" diye. Artık zafer zamanıydı, 18 Mart 1915, Çanakkale Deniz Zaferlerinin kazanıldığı gündü. Bir gece evvel Nusrat Mayın Gemisi'nin döktüğü mayınlara çarparak ağır kayıplar veren düşman, boğazın geçilemeyeceğini anladı. Zırhlar, tek tek, sessizce sulara gömüldü. Önce İnflexible, sonra Agamemnon, Lord Nelson ve dev Queen Elizabeth... Mustafa Kemal önderliğinde yapılan kara savaşları da zaferle sonuçlandı. Çanakkale Zaferleri, Mustafa Kemal'in; "Ben size taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum!", sözleriyle bütünleşen Türk askerlerinin eseridir. Kazanılan bu topraklarda, Türk evlatları yatıyor şimdi... İsmi, Mehmet, Hasan, Ali, George, Alex, Hanry...Gözü yaşlı sevenler bırakmışlardı, kilometrelerce uzaklarda.
Atatürk'ün, ölen düşman askerleri için, "Onlar bu topralarda savaştıktan sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır." sözü, belki de sevenlerine en güçlü teselliydi. Yüreği yaralı, ama başı dikti Türk anasının. Sorulduğunda, "Çanakkle de şehit verdim yiğidimi" diyorlardı mertçe gururla...
Çanakkale savaşlarının Türkler tarafından kazanılması tüm dünyada büyük yankılar uyandırdı. Bu savaş, teknolojinin, inanç karşısında yenik düştüğü savaştı... Türk milleti topraklarının bir karışını bile vermeyeceğini, asla esareti kabul etmeyeceğini, milli birlik beraberlik ve vatan sevgisinin, nasıl büyük güçleri ezdiğini dünyaya gösterdi. Kanla, şanla ve şerefle Türk ve dünya tarihine yeni bir gurur sayfası yazıldı.

"ÇANAKKALE GEÇİLMEZ" diyordu.

Listeye dön



TÜRK'ÜN ŞANLI TARİHİ - Hatice Avcı

"Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzel toprak.
Neler yapmış bu millet en yakın tarihe bir sor, bak."

Her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış bu vatan, hiç bir milletin esareti altına girmemiş ve girmeyecektir. Türk milleti var oldukça bu eşsiz vatan, sonsuza dek bizim olacaktır.
Şanlı tarihimize şöyle bir baktığımızda, Türk milleti var olduğundan beri vatansız ve bayraksız yaşamamıştır. Vatan sevgisi ve hürriyet aşkı, Türk Milletinin karakterini oluşturur. Bu millet, bu değerler uğruna, bir tarih boyunca savaşmıştır. En önemlisi de yenilmez gücünü ve eşsiz imanını bütün dünyaya 1915'te en sert bir şekilde, Çanakkale'de göstermiştir.
Koskaca bir dünyaya Türk'ün gücünü işte, bu topraklarda gösterdik. Her alanda gelişmiş ve ilerlemiş Avrupa'yı, imkansız ve çaresiz haldeyken bile işte, bu topraklarda perişan ettik. Dünyanın çeşitli yerlerinden gayesizce ve bilinçsizce savaşmaya gelen binlerce insana, insanlığı ve mertliği burada gösterdik. Koskaca Avrupa'yı yenilmez iman gücümezle bir anda yok ettik. Böylece, Türk'ün şanlı tarihine, tarihimizin en büyük savaşlarından, Çanakkale Savaşlarını da katmış olduk.
Türk tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan bu savaş, gücümüzü son bir defa dünyaya kanıtlamıştır. Büyük komutan ve eşsiz bir insan olan M. Kemal'i, milletimize kazandırmıştır. Bağımsızlık savaşımızın başlamasında odak noktayı oluşturmuştur.
Her adım atışımızda içimizi coşkun duygularla kaplayan bu yer, koynunda barındırdığı yüz binlerce şehitleriyle, Türk'ün ve dünyanın göz bebeğidir. Bunca başarılara imza atan Çanakkale, kalbimize eşsiz bir yere sahiptir.
Kuvvetli bir iman ile, aşılamayacak hiç bir engel yoktur. Bizde var olan bu coşkun vatan ve millet sevgisi, dünya durdukça bizimle birlikte yaşayacaktır. Milli duygularımızı bir kez daha uyandıran bu savaş, tarihimize en güzel şekilde geçmiştir. Bu savaş milli tarihimizin, en önemli kısmını oluşturur.

Listeye dön



ÇANAKKALE GEÇİLMEZ - Sedef Bıçakçı
Milletimizin tarihinde gurur duyduğumuz, göğsümüzü kabartan pek çok zaferimiz vardır. Fakat bunların içinde büyük fedakarlıklarla ve kahramanlıklarla kazanılmış bir zafer vardır ki, yüzyıllar boyunca akıllardan silinmeyecektir. İşte bu zafer Onsekiz Mart Deniz Zaferi'dir. Dünya tarihinde amacına ulaşmış, milletini yüceltmiş pek az zafer vardır. Bu zaferler milletlerin geleceğinin oluşmasında en büyük paya sahiptir. Onsekiz Mart Deniz Zaferi de yurdumuzun düşman işgalinden tamamen kurtarılmasında ilk basamaktır. Bu yüzden önemi çok büyüktür.
Çanakkale Deniz Zaferi; Türk'ü, Türk'ün gücünü, iradesini, vatanseverliğini en önemlisi de Atatürk'ü dünyaya tanıtan bir zaferdir. Bu zafer sayesinde bütün dünya, Türk'ün yenilmezliğini, kahramanlığını, kötü şartlar altında bile yurdunu büyük fedakarlıklarla savunduğunu görmüştür. Bu yüzden Onsekiz Mart Deniz Zaferi dünya tarihine altın harflerle yazılmıştır.
Birinci Dünya Savaşı'nda karşı karşıya geldiğimiz İngiliz, Fransız askerlerinin yanısıra, Avustralya ve Yeni Zelanda'dan gelen askerlerin birleşmesiyle oluşan dev bir ordu, büyük ümitlerle yurdumuza gelmiş, (İstanbul'u işgal etmişti.) Amaçları, Türk Ulusunu sonsuza dek tarih sahnesinden silmek olan bu ordu, Çanakkale'de büyük bir hüsrana uğramışlardır. Çünkü dev teknolojilerine güvenen bu ordu, Türklerin iman dolu göğüslerinden oluşan siperleri delememişlerdir. Buna hiçbir silahın gücü yetmemiştir. Bu büyük mucizenin altında Mehmetçiğin yenilmez imanı, vatan, millet sevgisi ve bağımsızlık aşkı yatmaktadır. Şu anda Gelibolu Yarımadası'nda yatan ikiyüzellibin kefensiz vatan evladı, bütün dünyaya "Çanakkale geçilmez" diye haykırmıştır. Büyük bir gurur duydukları teknik imkanları ve donanmalarıyla gelip, İstanbul'u işgal eden yabancı güçler, sekizbuçuk ayda Çanakkale Boğazı'nı geçememiş, karadan yaptıkları akınlarda da başarısız olmuş, savaş meydanında adeta kaçmışlardır. Savaşın başında büyük ve kolay bir zafer bekleyen Winston Churchil "İngiltere savaş tarihinde, Çanakkale kampanyası kadar acı sayfa yoktur. Hiçbir savaşa bu kadar büyük ümitlerle girilmemiş, hiçbir zafer bu kadar yakından kaybedilmemiştir" diyerek hayal kırıklığını dile getirmiştir.
Çanakkale Deniz Savaşları tarihimizin en şanlı ve parlak sayfalarını oluşturmaktadırlar. Kahraman Mehmetçik, üstün gayretleriyle bu zafere ulaşmış, onun vatan sevgisi bir abide gibi göklere yükselmiştir.
Ey vatan kahramanları! Sizleri asla unutmayacağız. Bizler var oldukça, bu şanlı gururu yaşayacak, geleceğe ulaştıracağız. Ruhunuz şad olsun.

 

Listeye dön


SAVAŞ GÜNLERİ - Çağıl Yurdakul

 

Herkes gibi ben de eski eşyalar bulmayı, onların önemini araştırmayı çok severim, hele bir de dedemlerin evindeysek tutmayın beni. Yine bir gün onlardayken çatıya çıktım. Orada bir çok eski ve tozlu giysiler, eşyalar ve sandıkları vardı. Sandıklardan birini açtığımda dedemin askeri eşyalarını gördüm. Biraz daha altlara bakınca eski, siyah bir defter dikkatimi çekti. Sararmış sayfaları karıştırırken bir başlık gördüm; Savaş Günleri. Sanırım bu defter dedemin günlüğüydü. Kendimi tutamadım ve okumaya başladım:
"Bu sabah babam vatanı için savaşmaya gitti. Komşularımız, annem ve ben onu yolculadık. Annem şaşkın ve üzgündü. Üç Kasım sabahı her taraf büyük bir gürültüyle yankılandı. Seddülbahir'i kızıl bulutlar sardı. Annemle beraber tüm askerler için dua ettik. Daha sonra Seddülbahir'i bombalayanların İngilizler olduğunu öğrendik.
On altı Mart 1915'te düşman tarafından ilk hücum gerçekleşti. Kahraman, cesur ve yiğit Türk askeri düşmanın boğazdan geçmesine asla izin vermeyecekti. Öğleden sonra bizim evimizde dahil, her yer harap oldu. Çok korkmuştuk, annem beni kollarının arasına aldı ve sakladı. Birdem komşumuz Fatma Hanım'ın acı feryadı duyuldu. Kocası Seddülbahir'de şehit düşmüştü. O anda içimi müthiş bir korku sardı.
On Sekiz Mart sabahı, artık bir harabe olmuş evimizden gizlice ayrıldım. Çok tehlikeliydi ama babamdan haber almalıydım. Denizi görmeye başladığımda, siyah ve vahşi köpekbalıklarını andıran gemileri gördüm. Başka milletlerin bayraklarını taşıyorlardı. Sanırım bu gemiler herkesin korkuyla bahsettiği J.Mde Robeck'in gemileriydi. Daha sonra bu gemilerin batırıldığını öğrendim. Eve döndüğümde annem, babamın eski, kırık sandelyesine oturmuş ağlıyordu. Babamın öldüğünü, artık gelmeyeceğini söyledi. Umarım hepsi birer rüyadır.
Savaş tüm şiddetiyle devam ediyor.
Yirmi beş Nisan günü babamın komutanı geldi. Babamın çok cesur olduğunu ve bir şarapnel parçası yüzünden öldüğünü söyledi. Hangi eller ona kıydı? Birden bizi kim kurtaracak diye haykırdım. Annem bana dönüp "M.Kemal ve diğer kahramanlar" dedi.
Dört Temmuz'a kadar saldırılar devam etti.
Sekiz Ağustos'ta Anafartalar Muharebesi başladı. Annem, askerlere yardım için bir hastahanede gönüllü hemşire olarak çalışmaya başladı. Ben de ona yardım ediyordum.
Çarpışmalar Ekim 1915'e kadar sürdü. Yirmi Aralık'ta tüm düşman birlikleri geri çekildi. Bu tarih Türk Milleti için çok önemliydi; Çanakkale Boğazı geçilmedi ve geçilmeyecekti."
Bu satırları okuduktan sonra atalarımla gurur duydum. Her karış toprağında atalarımın kanı olan bu yurdu sonsuza kadar koruyacağıma söz verdim.

Listeye dön


KAHRAMANLIK DESTANI - Ayşegül İnce

Onsekiz Mart 1915, Çanakkale Deniz Zaferi'nin 80. yıldönümü. Çanakkale'de bayram havası var bugün, herkes büyük bir coşku içinde. Ben ise heyecanlıyım. Çünkü savaşın geçtiği yerlere gideceğim, resmi tören bittikten sonra. Evet saat on iki ve ben Kilitbahir motorlarındayım. Karşıya geçerken gözüme ilk önce Çanakkale'deki 18 Mart 1915 yazısı, sonra Necmettin Halil Onan'ın söylemiş olduğu,

"Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın bir vatan kalbinin attığı yerdir"

dizeleri ilişiyor.

Kilitbahir'e vardığımda Kilitbahir kalesini geziyorum. Sonra cephanelerin, topların saklandığı tabyalar, koruganları görünce bu savaşın şans eseri değil, büyük bir çaba sonucunda kazanıldığını bir kez daha anlıyorum. Daha önce Nusrat Mayın gemisini gezerken, yabancı devletlerin boğaza girmesine bir gün kala, bu gemideki asker ve komutanların, gecenin karanlığında, sessizce mayınlarını boğazın derin sularına nasıl bıraktığını hayal etmiştim.
Ne büyük aşktı bu yarabbim! Demek ki; vatan bu kadar sevilebiliyordu, vatan herşeyden önceydi, vatan candı, canandı, vatan olmadan yaşanamazdı. Nasıl geçilirdi boğaz? Nasıl basardı düşman çizmelerini Anadolu'ya? Bu aşk değil miydi toprağı vatan yapan? Akıtılan kandı toprağı vatan yapan. Boşuna söylenmemişti "Çanakkale Geçilmez" diye. On altı parçalık büyük dev gemiler koybolmuştu boğazın derin sularında, alevler gökyüzünü kaplamıştı. O an, Çanakkale'nin görünümü bir başka heybetliydi. Düşman geldiğine bin pişman olmuştu ve Türkü tanımıştı. Bir daha gelemezdi, gelemeyecekti. Bu korku ona yeterdi. Tüm dünya ders almalıydı bu savaştan, Çanakkale geçilmezdi, geçilemezdi!..
Daha sonra boğazdan geçemeyen düşman, denizden Gelibolu Yarımadası'na çıkarma yapacak, Conkbayır'ın da, Anafartalar'da Türk Atası'nı tanıyacaktı ve ikiyüz elli bin askerini Türk topraklarına gömecekti. İşte büyük Atamız Mustafa Kemal Atatürk o gün söylediklerini daha sonra şehitler abidesine altın harflerle yazdıracaktı.

- "Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum!"

Savaş bittikten sonra o büyük Mustafa Kemal, Avusturalyalı şehit askerlerin analarına gözyaşlarını dindirmelerini, evlatlarının Mehmetçiklerimizle yan yana, koyun koyuna yattıklarını, rahatça uyuduklarını ve onların da artık bizim evlatlarımız olduğunu söylemişti.
Çanakkale Savaşları; Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, Türk askerinin azmi, inancı ve vatan aşkıyla yazılan, Türk ulusunun en büyük kahramanlık destanlarından biridir.
Dünya şunu bilmelidir ki; Türk ulusu izin vermedikçe, vatanımızın bir karış toprağı bile hiçbir güç tarafından alınamaz. Unutmamalıyız ki, Türk ulusu bir bütündür, asla ve asla parçalanamaz.


Listeye dön


ŞANLI TARİHİMİZDE BİR ALTIN SAYFA -Ayfer Gülsoy

Çanakkale Zaferi... Şanlı tarihimizde bir altın devir...
Tarihin en kanlı savaşlarından biri olan ve yaklaşık dokuz ay süren bir amansız mücadelenin iman ve azimle kazanılmış zaferi...
Doğum tarihi 18 Mart 1915 olan bu büyük zafer kolay elde edilmedi. Bayrağımızın Çanakkale Kalesi'nde bir dalgalanışını görebilmek için yine pek çok şehit verildi, vatan yoluna canlar serildi.
Çanakkale Savaşları, büyük bir zaferin temeli, Türk tarihinin alın yazısını değiştiren bir kahramanlık destanıdır.
Birinci Dünya Savaşı'nda itilaf Devletleri'nin amacı, Çanakkale Boğazı'nı geçerek İstanbul'u ele geçirmek ve böylece ortakları Rusya'ya gerekli askeri yardımı gönderebilmekti. İşte bu yüzden İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin 18 Mart 1915 'te genel bir saldırıyla boğazı geçmesi tasarlandı. Ama bu, vatan için kanlarını son damlasına kadar vermeye hazır olan Mehmetçiklerimiz olduktan sonra kolay değildi.
18 Mart günü İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan donanma Boğaz'da gözüktü. Boğaz'ı geçme girişiminde bulundu. Fakat Yüzbaşı Hakkı Bey komutasındaki Nusrat Mayın Gemisi'nin 7-8 Mart gecesi Boğaza döşediği mayınlar planlarını alt üst etti.
Düşman gemilerinin pek çoğu bir yandan mayınlara çarpmaları, bir yandan da Türk topçularının isabetli atışlarıyla battı, diğerleri de harap bir hale geldi.
18 Mart saldırısı, Çanakkale Boğazı'nın karadan yardım görmedikçe geçilemeyeceğini çok kesin bir şekilde gösterdi.
Çanakkale Birinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin çarpıştığı on cepheden sadece biriydi fakat Türk bayrağının sonsuza dek bu vatan üzerinde dalgalanacağını göstermeye yetti.
Türk ordusu bu cephede toplu, mermili sayıca kendilerinin iki katı fakat yürekçe kendilerininkinin yarısına bile sahip olmayan düşmanı iman ve azimle yenmesini bilmiştir.
Çanakkale Savaşları yaklaşık dokuz ay sürdü. Savaşlar iki taraf için de büyük kayıplara sebep oldu. Türklerin kaybı ikiyüz elli bin, itilaf devlerinin de bir o kadardı.
Bu mücadelenin sonunda 250.000 Türk askerinin canına mal olan Çanakkale Zaferi elde edildi.
Çanakkale Zaferi, Mustafa Kemal'in " Size ben taarruz etmretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar gelebilir." emriyle bütünleşen Türk askerinin eseridir.
Çanakkale Zaferi, vatan ve bağımsızlık için atan kalplerde 1914 yılında başlayan bir yangının ferahlığıdır.
Çanakkale Zaferi, milli birlik ve beraberliğin, en büyük gücü bile nasıl devirdiğinin en güzel kanıtıdır.
Ve Çanakkale Zaferi, Türk milletinin en büyük gururudur.
Bu büyük zaferi anlatabilmek o kadar zor ki... kelimeler yetersiz, sayfalar az geliyor. Belki de bu kadar çok şey yazmaktansa, yazdığım ufacık bir şiirle bunu anlatabilmek daha kolay ve daha anlamlı. Çünkü bu zafer büyüktür, bu zafer gururumuzdur. Bu zafer şanlı tarihimizden bir altın sayfadır.
TARİHİMİZİN MEDAR-I İFTİHARI Donuk mavi gözlerini çevirdi Boğaz'a Gökyüzü kurşundu, bulutlar yağmur yüklü... Derin derin düşündü: Uğruna bu kadar can verilen bu vatan, Bundan sonra düşman eline mi kalacaktı?
Ertesi sabah... 18 Mart sabahı, düşmanın ölüm tarihi oldu. Mayınlar düşmünü fırsat vermedi. Deniz azdı, deniz köpürdü zaferimizden. Düşman gemileri bir bir serin sulara gömüldü.
Yükselen top sesleri muharebe için değil, Altın zaferimizi kutlamak içindi. Millit coşkulu, millet gözüyaşlı fakat sevinçten bu kez. Mehmetçik gösterdi ki gözü dönmüş düşmana; "Çanakkale asla geçilmez!"

Listeye dön


TÜRK'ÜN BÜYÜK ZAFERİ- Nesrin Demir
İster Türk, ister yabancı olsun, her milletin fertleri vatanları için canlarını vermeye hazırdır. Ancak bugüne kadar Türk Milleti gibi yurduna düşkün, vatanının bir karış toprağını bile düşmana vermeyecek kadar azimli ve iradeli bir toplum görülmemiştir. Bunun en büyük örneklerinden birisi de, Çanakkale Zaferi'dir. Bu zafer, bağımsızlığımızın kazanılmasında atılan büyük adımlardan biridir.
Gerek maddi, gerek manevi sıkıntılar neticesinde kazandığımız Çanakkale Zaferi'nin en büyük siyasi sebebi; İngiliz ve Fransızlar'ın, Almanya karşısında zor durumda kalan Rusya'ya, kapatılan boğazların açılmasıyla yardım edebilecek olmalarıydı. Sebep her ne olursa olsun, Türkler'in savaştan kaçmayacağını göstermek en büyük görevimiz olmuştu. Bunu bilmelerine rağmen direnmek ise, düşmanlarımızın ne derece inatçı olduğunu bize gösteriyordu.
Zaferin siyasi yönünden sıyrılıp diğer bir yönüne baktığımızda, görülen manzara hiç de iç açıcı değildi. Çünkü biz, vatanımızın küçük bir parçası olan Çanakkale'yi elimizde tutabilmek için, binlerce şehit vermiştik. Vatan, millet, bağımsızlık adına akıtılan kanlar ile sulanmış Çanakkalemiz, belki de bayrağımıza kırmızı rengin verilmesinin en büyük nedenlerindendi. Mithat Cemal bunu anlamış olacak ki, "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır." diyor. Çanakkale Zaferi uğruna ölen çoktu. Ancak onların arasında, savaş sırasında çarpıştığımız düşman askerleri de vardı. Onlar, şimdi bizim topraklarımızda yatıyorlardı. Her nekadar düşmanımız olsalar da, onlara sırt çevirmek Türk'e yakışmazdı. Bunu iyi bilen M.K. Atatürk; "Artık onlar bizim evlatlarımız olmuşlardır." diyerek, onlara sahip çıktığını göstermişti.
Türk Milleti'nin;

Yurdu yurt ki,
Uğrunda ölen oldu.
Toprağı toprak ki,
Kan ile yoğruldu.
İnsanı insan ki,

Savaştı, didindi, yoruldu.

İşte, kadın erkek, yaşlı genç demeden cephede savaşan insanlar, haklı bir galibiyeti elde ettiler. Şimdi belki aramızda değiller. Ancak bize, üzerinde yaşadığımız bu güzel toprakları armağan edip gittiler. Bu nedenle her 18 Mart'ta bu zaferi kutluyor, onları rahmetle anıyoruz. Unutmuyoruz ki, bize bizden başkası dost olamaz. Türk'ü kurtaracak, koruyacak, yine içimizden biridir. Yani Türktür!

Listeye dön



DESTANLAR DİYARI ÇANAKKALE -Arzu Önem

Çanakkale Savaşları, büyük milletimizin vatan ve millet sevgisini, bayrak sevgisini, insan gücünü ve fedakarlığını, kahramanlığını bir kere daha ün üst seviyede bütün dünyaya gösterdiği savaşlardı.
Çanakkale Savaşları, istilacı güçlere karşı asil Türk Milleti'nin, ülkesi, bağımsızlığı ve onun için neler yapabileceğini cihana ilan ettiği ve gösterdiği savaşlardır. Efsaneler ve mucizelerle doludur. Yokluğun varlıkla, tahtanın demirle, imanın ihtirasla savaşıdır. Kutsal bildiği değerler uğruna birçok neslin seve seve canını feda ettiği yerdir Çanakkale toprakları. İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy'a "Çanakkale Şehitlerine" isimli abide şiirini yazdıran 250 binden fazla şehidin yattığı yerdir Çanakkale toprakları.
Bugünkü özgür ve ileri Türkiye'nin temelleri, ateşler içinde pişip, tunçlaşmış olan Çanakkale toprakları üzerinde atılmıştır.
Türk tarihini dolduran büyük zaferler, Çanakkale müdafası kadar kesin neticeli olmamıştır. Çanakkale müdafası olmasaydı, Birinci Dünya Savaşı çok çabuk bitecek ve Türk Devleti paramparça olarak ortadan kalkacaktı birinci Dünya Savaşı başlarken.

Listeye dön

 

BENİM ÇANAKKALE'M

         
   Sen bu vatanın
   En güzel diyarısın
   Ne güzel de esersin
   Çanakkale'm benim
                    
                    Uğruna destanlar yazıldı
                    Nice kanlar akıtıldı
                    Boğazınla kükrersin
                    Çanakkale'm benim  

                                        Çanakkaleli'yim diye övün
                                        Onsekiz Mart'tan beri gögün
                                        Masmavi olduğu yersin
                                        Çanakkale'm benim

                          
                                  Erdeniz Erol - Yaş 13
                                  Çanakkale Milli Piyango Anadolu Lisesi
                                  4.Nisan.1998

Listeye dön