| ÖNSÖZ - Zeynep TÖRE Burası, toprağın her
zerresinin kan ile yıkandığı kutsal topraklar,
Çanakkale. Genç Atatürkler, hepinizle gurur duyuyoruz. |
Çanakkale Savaşları için Çanakkale Gençliğinden
2-ŞEHİTLER DİYARI - Derya Sunar
3-ÇANAKKALE GEÇİLMEZ - Seydo Demirtaş
4-TÜRK'ÜN ŞANLI TARİHİ - Hatice Avcı
5-ÇANAKKALE GEÇİLMEZ - Sedef Bıçakçı
6-SAVAŞ GÜNLERİ - Çağıl Yurdakul
7-KAHRAMANLIK DESTANI - Ayşegül İnce
8-ŞANLI TARİHİMİZDE BİR ALTIN SAYFA -Ayfer Gülsoy
9-TÜRK'ÜN BÜYÜK ZAFERİ- Nesrin Demir
10-DESTANLAR DİYARI ÇANAKKALE -Arzu Önem
Ve 13 yaşındaki Erdeniz Erol'dan Çanakkale Şiiri "Benim Çanakkale'm"
Yıl 1915. Tarih boyunca birçok savaşlara alan olan
Çanakkale Boğazı, en çetin savaşını veriyor, Türk
kahramanlığına en büyük destanını yazdırıyordu. Türkler
Birinci Dünya Savaşı'nda Almanya ve Avusturya-Macaristan
imparatorlukları yanındaydı. Düşman devletler İngiltere,
Fransa ve Rusya'ydı.
Ondokuz Şubat günü boğazdaki kaleleri topa tutarak
Seddülbahir ve Kumkale'ye asker çıkardılar. Onsekiz Mart
sabahı onaltı savaş gemisi ile boğaza girdiler. Kıyıları
korku veren bir top ateşine tuttular. Çanakkale şehri ateşler
içindeydi. Türk kaleleri susmuştu. Düşman artık bu
kıyılarda canlı hiç kimsenin kalmadığına inanmıştı.
Onun için gemilerini boğazdan içeriye sürdüler ve Nusret
mayın gemisinin bir gece önce gizlice döktüğü mayınlara
çarptılar ve battılar. Kıyılarda sustuğu sanılan Tük
topçusu da Ulu Önder Mustafa Kemal önderliğinde top ateşine
başlamıştı. Düşman büyük bir şaşkınlığa
uğramıştı. Hepsini korku sarmıştı. Geri kalanlar da
savaşı bırakmak zorunda kaldılar. 18 Mart, böylece
Çanakkale'de Türk'e zafer günü oldu.
Düşman kuvvetleri savaşı kazanacaklarından o kadar emindiler
ki daha savaşın başında "Boğaz geçildikten sonra
izlenecek olan siyaset" konusunda raporları ve planları
bile hazırlanmışlardı.
Çanakkale Savaşları'nda mehmetçik çelik siperlerin yerine
göğsünü germiş, merminin bittiği yerde sürgüsünü, onun
olmadığı yerde de yumruğunu kullanmıştır.
Çanakkale Zaferi Türk Milletinin tarihinde kazandığı ve
uğursuz talihini değiştirdiği birkaç zaferden biridir. Öyle
bir zafer ki, iç ve dış düşmanların Türklüğü yok etmek
için üzerine çullandığı bir devirde kazanılmıştır.
Türk'ün "hasta adam" olmadığını bütün dünyaya
göstermiştir.
Çanakkale Savaşları'nda vatanımızın herbir köşesinden
gelen yüzbinlerce Mehmetçik şehit olmuştur. Cesur, vatansever
Mehmetçik Çanakkale'de son sözü söylemiştir;
Çanakkale geçilmez !
Avrupalı en güçlü gemileriyle, Çanakkale'yi geçmek için
boğaza dayanmıştı. Boğaz bir cehennemi andırıyordu. Her
taraf ateş, barut, dumandı. Mehmetçik var gücüyle
Avrupalı'nın karşısında duruyor ve etten bir köprü
kuruyordu.
Avrupalı herşeyi inceden inceye planlamıştı. Boğaz boyunca
tabyalar susturulacak ve boğaz sularındaki mayınlar
temizlenecekti. Bütün bunların hepsi hesap edilmişti. Yanlız
bir şey düşünülmemiş, hesaba katılmamıştı. Türk'ün
vatanını koruma azmi ve Türk Milleti'nin Allah ve vatan
aşkı. Halbuki, bunlar çok önemli unsurlardı. Öyle ki,
savaşın kaderini bile değiştiriyordu. Kahraman Türk askeri
Avrupalı'nın en medeni silahlarına göğsünü geriyor ve
haykırırcasına "Çanakkale Geçilmez" diyordu. Kim
alabilirdi onun kutsal vatanını elinden ? Uğrunda ölürdü de
buna izin vermezdi. Bu yurt, hiçbir zaman onlara vatan
olamazdı.
Avrupalı bütün gücüyle Çanakkale'ye saldırıyordu. Fakat,
kahraman Mehmetçiğin üstün vatan savunması ile
karşılaşıyordu.
Sahip olduğumuz şanlı tarihimizde Çanakkale savaşlarının
önemli bir yeri vardır. Ayrıca Milli mücadelemize de önemli
katkıları olmuştur. Özgür Türkiye'nin temelleri bu
savaşın sonucu ile atılmıştır diyebiliriz. Çanakkale
müdafası olmasaydı; Birinci dünya savaşı çok çabuk
bitecek ve Türk Devleti paramparça olacaktı. Ancak, bu zafer
çökmekte olan yıpranmış bir imparatorluğun içinden
geleceği parlak olan Türkiye Cumhuriyeti'nin doğmasına neden
olmuştur. Özgürlüğümüze giden yolun anahtarı gibidir,
Çanakkale Savaşları.
Bu güzel diyar için tam iki yüz elli bin kişi şehit
verilmiştir. Hiç biri de vatan uğruna canını vermekten
çekinmemiştir. Mehmetlerin, Hasanların, Yahya Çavuşların,
Seyit Ömerlerin ve adını burada sayamadığım binlerce
kahraman cesaretleri bizlerin bugün burada ve bu koşullarda
olmamızı sağlamıştır. Ne mutlu bizlere ki, bizler böyle
bir milletin evlatlarıyız.
Ey vatan kahramanları! Sizleri ve sizin vatan uğruna
verdiğiniz mücadeleyi asla unutmayacağız. Ruhunuz şad olsun.
Bizler var oldukça bu topraklar ebediyete kadar Türk yurdu
olacak ve yine şehitler diyarı olarak anılacaktır.
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ - Seydo Demirtaş
Bugün yaşadığımız dünyada bir çok ülke vardır.
Farklı miktarlarda toprağı, üzerinde yaşayan, o ülkeye,
devlete inanmış insanları... Hepsinin bir adı vardır, uzun,
kısa... Hepsinin bir tarihi vardır, iyi kötü... Ama,
hiçbirinin adı şanlı olamaz, Türk'ün adı kadar.
Hiçbirinin, tarihi, uğruna yapılan savaşları, şehitleri,
önderleri, tarih sayfalarına yazılmamıştır. Türk'ünkiler
gibi altın harflerle.
Bir kez daha gösterdik dünyaya gücümüzü, korkusuzluğumuzu,
sevgimizi, inancımızı... Verdiğimiz eşsiz Kurtuluş
Mücadelesiyle, bir koca sayfa daha yazdık, şanlı tarihimize.
İşte, bu sayfanın en önemli satırlarında yazar
"Çanakkale Savaşları." Bu savaşlar, tarihin en
kanlı ve en büyük savaşlarından olmuştur.
Kurtuluş Savaşında, Osmanlı Devletinin savaştığı on
cepheden biri de; Çanakkale cephesiydi. İtilaf devletlerinin
amacı; İstanbul'u ele geçirip, Rusya'ya yardım göndermek,
Osmanlı topraklarını alarak, yeni sömürgeler elde etmekti.
İtilaf devletlerinin boğazı geçmesiyle Çanakkale Savaşları
başlıyordu. İlk Seddülbahir ve Kumkale tabyaları topa
tutuldu. Düşman emindi. Kim dünyanın en üstün teknolojisine
karşı koyabilirdi ki... Bu güvenin korkunç bir kabusa
dönüşmesi geç olmadı. Düşman, kesin bir başarıya
ulaşamıyor, üstün bir direnişle karşılaşıyordu. Bunun
üzerine, karadan çıkarma yapmaya karar verildi. Fakat,
bırakılan isaret şamandraları, Kabatepe'den alınıp çok
sarp ve dik bir yer olan Arıburnuna taşındı. Böylece sabah
Kabatepe yerine Arıburnuna çıkan düşman bozguna
uğratıldı. Başında, büyük kumandan Mustafa Kemal'in
bulunduğu Türk ordusu her gün yeni bir başarı elde ediyordu.
Bir karış toprak verilmeyecek, Çanakkale asla
geçilemeyecekti. Anadolu'nun bağrından kopup gelmiş, hepsi
birer aslan olan Türk evlatları savaşıyordu bu topraklar
için. Kanlı yaşlar döküyordu arkalarından anaları,
bacıları, eşleri, çocukları, gencecik yavukluları. Hepsi
yüreğine gömmüştü acısını. "Gidin"
diyorlardı. "Ölün bu topraklar için, ama
döndüğünüzde zafer şarkılarıyla gelin, acı haberle
değil."
Kan ve barut kokuyordu cephede her yer. Savaş yapılmadığı
vakit, ölümün sessizliği duyuluyordu top sesleri yerine. Ya,
dualar okuyorlardı şehit arkadaşlarına, ya da bir köşede
memleketlerini düşünüyorlarda, özlemle, sevenlerini... Sesi
güzel bir er türkü çığırıyordu, yanık yanık. Ama hepsi
tek yürekti, kalpleri tek bir şey için çarpıyordu;
"vatanım" diye. Artık zafer zamanıydı, 18 Mart
1915, Çanakkale Deniz Zaferlerinin kazanıldığı gündü. Bir
gece evvel Nusrat Mayın Gemisi'nin döktüğü mayınlara
çarparak ağır kayıplar veren düşman, boğazın
geçilemeyeceğini anladı. Zırhlar, tek tek, sessizce sulara
gömüldü. Önce İnflexible, sonra Agamemnon, Lord Nelson ve
dev Queen Elizabeth... Mustafa Kemal önderliğinde yapılan kara
savaşları da zaferle sonuçlandı. Çanakkale Zaferleri,
Mustafa Kemal'in; "Ben size taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi
emrediyorum!", sözleriyle bütünleşen Türk askerlerinin
eseridir. Kazanılan bu topraklarda, Türk evlatları yatıyor
şimdi... İsmi, Mehmet, Hasan, Ali, George, Alex, Hanry...Gözü
yaşlı sevenler bırakmışlardı, kilometrelerce uzaklarda.
Atatürk'ün, ölen düşman askerleri için, "Onlar bu
topralarda savaştıktan sonra, artık bizim evlatlarımız
olmuşlardır." sözü, belki de sevenlerine en güçlü
teselliydi. Yüreği yaralı, ama başı dikti Türk anasının.
Sorulduğunda, "Çanakkle de şehit verdim yiğidimi"
diyorlardı mertçe gururla...
Çanakkale savaşlarının Türkler tarafından kazanılması
tüm dünyada büyük yankılar uyandırdı. Bu savaş,
teknolojinin, inanç karşısında yenik düştüğü
savaştı... Türk milleti topraklarının bir karışını bile
vermeyeceğini, asla esareti kabul etmeyeceğini, milli birlik
beraberlik ve vatan sevgisinin, nasıl büyük güçleri
ezdiğini dünyaya gösterdi. Kanla, şanla ve şerefle Türk ve
dünya tarihine yeni bir gurur sayfası yazıldı.
"ÇANAKKALE GEÇİLMEZ" diyordu.
TÜRK'ÜN ŞANLI TARİHİ - Hatice Avcı
"Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzel toprak.
Neler yapmış bu millet en yakın tarihe bir sor, bak."
Her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış bu vatan,
hiç bir milletin esareti altına girmemiş ve girmeyecektir.
Türk milleti var oldukça bu eşsiz vatan, sonsuza dek bizim
olacaktır.
Şanlı tarihimize şöyle bir baktığımızda, Türk milleti
var olduğundan beri vatansız ve bayraksız yaşamamıştır.
Vatan sevgisi ve hürriyet aşkı, Türk Milletinin karakterini
oluşturur. Bu millet, bu değerler uğruna, bir tarih boyunca
savaşmıştır. En önemlisi de yenilmez gücünü ve eşsiz
imanını bütün dünyaya 1915'te en sert bir şekilde,
Çanakkale'de göstermiştir.
Koskaca bir dünyaya Türk'ün gücünü işte, bu topraklarda
gösterdik. Her alanda gelişmiş ve ilerlemiş Avrupa'yı,
imkansız ve çaresiz haldeyken bile işte, bu topraklarda
perişan ettik. Dünyanın çeşitli yerlerinden gayesizce ve
bilinçsizce savaşmaya gelen binlerce insana, insanlığı ve
mertliği burada gösterdik. Koskaca Avrupa'yı yenilmez iman
gücümezle bir anda yok ettik. Böylece, Türk'ün şanlı
tarihine, tarihimizin en büyük savaşlarından, Çanakkale
Savaşlarını da katmış olduk.
Türk tarihinin en kanlı savaşlarından biri olan bu savaş,
gücümüzü son bir defa dünyaya kanıtlamıştır. Büyük
komutan ve eşsiz bir insan olan M. Kemal'i, milletimize
kazandırmıştır. Bağımsızlık savaşımızın
başlamasında odak noktayı oluşturmuştur.
Her adım atışımızda içimizi coşkun duygularla kaplayan bu
yer, koynunda barındırdığı yüz binlerce şehitleriyle,
Türk'ün ve dünyanın göz bebeğidir. Bunca başarılara imza
atan Çanakkale, kalbimize eşsiz bir yere sahiptir.
Kuvvetli bir iman ile, aşılamayacak hiç bir engel yoktur.
Bizde var olan bu coşkun vatan ve millet sevgisi, dünya
durdukça bizimle birlikte yaşayacaktır. Milli duygularımızı
bir kez daha uyandıran bu savaş, tarihimize en güzel şekilde
geçmiştir. Bu savaş milli tarihimizin, en önemli kısmını
oluşturur.
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ - Sedef Bıçakçı
Milletimizin tarihinde gurur duyduğumuz, göğsümüzü kabartan
pek çok zaferimiz vardır. Fakat bunların içinde büyük
fedakarlıklarla ve kahramanlıklarla kazanılmış bir zafer
vardır ki, yüzyıllar boyunca akıllardan silinmeyecektir.
İşte bu zafer Onsekiz Mart Deniz Zaferi'dir. Dünya tarihinde
amacına ulaşmış, milletini yüceltmiş pek az zafer vardır.
Bu zaferler milletlerin geleceğinin oluşmasında en büyük
paya sahiptir. Onsekiz Mart Deniz Zaferi de yurdumuzun düşman
işgalinden tamamen kurtarılmasında ilk basamaktır. Bu yüzden
önemi çok büyüktür.
Çanakkale Deniz Zaferi; Türk'ü, Türk'ün gücünü,
iradesini, vatanseverliğini en önemlisi de Atatürk'ü dünyaya
tanıtan bir zaferdir. Bu zafer sayesinde bütün dünya,
Türk'ün yenilmezliğini, kahramanlığını, kötü şartlar
altında bile yurdunu büyük fedakarlıklarla savunduğunu
görmüştür. Bu yüzden Onsekiz Mart Deniz Zaferi dünya
tarihine altın harflerle yazılmıştır.
Birinci Dünya Savaşı'nda karşı karşıya geldiğimiz
İngiliz, Fransız askerlerinin yanısıra, Avustralya ve Yeni
Zelanda'dan gelen askerlerin birleşmesiyle oluşan dev bir ordu,
büyük ümitlerle yurdumuza gelmiş, (İstanbul'u işgal
etmişti.) Amaçları, Türk Ulusunu sonsuza dek tarih
sahnesinden silmek olan bu ordu, Çanakkale'de büyük bir
hüsrana uğramışlardır. Çünkü dev teknolojilerine güvenen
bu ordu, Türklerin iman dolu göğüslerinden oluşan siperleri
delememişlerdir. Buna hiçbir silahın gücü yetmemiştir. Bu
büyük mucizenin altında Mehmetçiğin yenilmez imanı, vatan,
millet sevgisi ve bağımsızlık aşkı yatmaktadır. Şu anda
Gelibolu Yarımadası'nda yatan ikiyüzellibin kefensiz vatan
evladı, bütün dünyaya "Çanakkale geçilmez" diye
haykırmıştır. Büyük bir gurur duydukları teknik imkanları
ve donanmalarıyla gelip, İstanbul'u işgal eden yabancı
güçler, sekizbuçuk ayda Çanakkale Boğazı'nı geçememiş,
karadan yaptıkları akınlarda da başarısız olmuş, savaş
meydanında adeta kaçmışlardır. Savaşın başında büyük
ve kolay bir zafer bekleyen Winston Churchil "İngiltere
savaş tarihinde, Çanakkale kampanyası kadar acı sayfa yoktur.
Hiçbir savaşa bu kadar büyük ümitlerle girilmemiş, hiçbir
zafer bu kadar yakından kaybedilmemiştir" diyerek hayal
kırıklığını dile getirmiştir.
Çanakkale Deniz Savaşları tarihimizin en şanlı ve parlak
sayfalarını oluşturmaktadırlar. Kahraman Mehmetçik, üstün
gayretleriyle bu zafere ulaşmış, onun vatan sevgisi bir abide
gibi göklere yükselmiştir.
Ey vatan kahramanları! Sizleri asla unutmayacağız. Bizler var
oldukça, bu şanlı gururu yaşayacak, geleceğe
ulaştıracağız. Ruhunuz şad olsun.
SAVAŞ GÜNLERİ - Çağıl Yurdakul
Herkes gibi ben de eski eşyalar bulmayı, onların önemini
araştırmayı çok severim, hele bir de dedemlerin evindeysek
tutmayın beni. Yine bir gün onlardayken çatıya çıktım.
Orada bir çok eski ve tozlu giysiler, eşyalar ve sandıkları
vardı. Sandıklardan birini açtığımda dedemin askeri
eşyalarını gördüm. Biraz daha altlara bakınca eski, siyah
bir defter dikkatimi çekti. Sararmış sayfaları
karıştırırken bir başlık gördüm; Savaş Günleri.
Sanırım bu defter dedemin günlüğüydü. Kendimi tutamadım
ve okumaya başladım:
"Bu sabah babam vatanı için savaşmaya gitti.
Komşularımız, annem ve ben onu yolculadık. Annem şaşkın ve
üzgündü. Üç Kasım sabahı her taraf büyük bir
gürültüyle yankılandı. Seddülbahir'i kızıl bulutlar
sardı. Annemle beraber tüm askerler için dua ettik. Daha sonra
Seddülbahir'i bombalayanların İngilizler olduğunu öğrendik.
On altı Mart 1915'te düşman tarafından ilk hücum
gerçekleşti. Kahraman, cesur ve yiğit Türk askeri düşmanın
boğazdan geçmesine asla izin vermeyecekti. Öğleden sonra
bizim evimizde dahil, her yer harap oldu. Çok korkmuştuk, annem
beni kollarının arasına aldı ve sakladı. Birdem komşumuz
Fatma Hanım'ın acı feryadı duyuldu. Kocası Seddülbahir'de
şehit düşmüştü. O anda içimi müthiş bir korku sardı.
On Sekiz Mart sabahı, artık bir harabe olmuş evimizden gizlice
ayrıldım. Çok tehlikeliydi ama babamdan haber almalıydım.
Denizi görmeye başladığımda, siyah ve vahşi
köpekbalıklarını andıran gemileri gördüm. Başka
milletlerin bayraklarını taşıyorlardı. Sanırım bu gemiler
herkesin korkuyla bahsettiği J.Mde Robeck'in gemileriydi. Daha
sonra bu gemilerin batırıldığını öğrendim. Eve
döndüğümde annem, babamın eski, kırık sandelyesine
oturmuş ağlıyordu. Babamın öldüğünü, artık
gelmeyeceğini söyledi. Umarım hepsi birer rüyadır.
Savaş tüm şiddetiyle devam ediyor.
Yirmi beş Nisan günü babamın komutanı geldi. Babamın çok
cesur olduğunu ve bir şarapnel parçası yüzünden
öldüğünü söyledi. Hangi eller ona kıydı? Birden bizi kim
kurtaracak diye haykırdım. Annem bana dönüp "M.Kemal ve
diğer kahramanlar" dedi.
Dört Temmuz'a kadar saldırılar devam etti.
Sekiz Ağustos'ta Anafartalar Muharebesi başladı. Annem,
askerlere yardım için bir hastahanede gönüllü hemşire
olarak çalışmaya başladı. Ben de ona yardım ediyordum.
Çarpışmalar Ekim 1915'e kadar sürdü. Yirmi Aralık'ta tüm
düşman birlikleri geri çekildi. Bu tarih Türk Milleti için
çok önemliydi; Çanakkale Boğazı geçilmedi ve
geçilmeyecekti."
Bu satırları okuduktan sonra atalarımla gurur duydum. Her
karış toprağında atalarımın kanı olan bu yurdu sonsuza
kadar koruyacağıma söz verdim.
KAHRAMANLIK DESTANI - Ayşegül İnce
Onsekiz Mart 1915, Çanakkale Deniz Zaferi'nin 80.
yıldönümü. Çanakkale'de bayram havası var bugün, herkes
büyük bir coşku içinde. Ben ise heyecanlıyım. Çünkü
savaşın geçtiği yerlere gideceğim, resmi tören bittikten
sonra. Evet saat on iki ve ben Kilitbahir motorlarındayım.
Karşıya geçerken gözüme ilk önce Çanakkale'deki 18 Mart
1915 yazısı, sonra Necmettin Halil Onan'ın söylemiş olduğu,
"Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak bir
devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın bir vatan kalbinin
attığı yerdir"
dizeleri ilişiyor.
Kilitbahir'e vardığımda Kilitbahir kalesini geziyorum.
Sonra cephanelerin, topların saklandığı tabyalar,
koruganları görünce bu savaşın şans eseri değil, büyük
bir çaba sonucunda kazanıldığını bir kez daha anlıyorum.
Daha önce Nusrat Mayın gemisini gezerken, yabancı devletlerin
boğaza girmesine bir gün kala, bu gemideki asker ve
komutanların, gecenin karanlığında, sessizce mayınlarını
boğazın derin sularına nasıl bıraktığını hayal
etmiştim.
Ne büyük aşktı bu yarabbim! Demek ki; vatan bu kadar
sevilebiliyordu, vatan herşeyden önceydi, vatan candı,
canandı, vatan olmadan yaşanamazdı. Nasıl geçilirdi boğaz?
Nasıl basardı düşman çizmelerini Anadolu'ya? Bu aşk değil
miydi toprağı vatan yapan? Akıtılan kandı toprağı vatan
yapan. Boşuna söylenmemişti "Çanakkale Geçilmez"
diye. On altı parçalık büyük dev gemiler koybolmuştu
boğazın derin sularında, alevler gökyüzünü kaplamıştı.
O an, Çanakkale'nin görünümü bir başka heybetliydi.
Düşman geldiğine bin pişman olmuştu ve Türkü
tanımıştı. Bir daha gelemezdi, gelemeyecekti. Bu korku ona
yeterdi. Tüm dünya ders almalıydı bu savaştan, Çanakkale
geçilmezdi, geçilemezdi!..
Daha sonra boğazdan geçemeyen düşman, denizden Gelibolu
Yarımadası'na çıkarma yapacak, Conkbayır'ın da,
Anafartalar'da Türk Atası'nı tanıyacaktı ve ikiyüz elli bin
askerini Türk topraklarına gömecekti. İşte büyük Atamız
Mustafa Kemal Atatürk o gün söylediklerini daha sonra
şehitler abidesine altın harflerle yazdıracaktı.
- "Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum!"
Savaş bittikten sonra o büyük Mustafa Kemal, Avusturalyalı
şehit askerlerin analarına gözyaşlarını dindirmelerini,
evlatlarının Mehmetçiklerimizle yan yana, koyun koyuna
yattıklarını, rahatça uyuduklarını ve onların da artık
bizim evlatlarımız olduğunu söylemişti.
Çanakkale Savaşları; Mustafa Kemal Atatürk'ün
önderliğinde, Türk askerinin azmi, inancı ve vatan aşkıyla
yazılan, Türk ulusunun en büyük kahramanlık destanlarından
biridir.
Dünya şunu bilmelidir ki; Türk ulusu izin vermedikçe,
vatanımızın bir karış toprağı bile hiçbir güç
tarafından alınamaz. Unutmamalıyız ki, Türk ulusu bir
bütündür, asla ve asla parçalanamaz.
ŞANLI TARİHİMİZDE BİR ALTIN SAYFA -Ayfer Gülsoy
Çanakkale Zaferi... Şanlı tarihimizde bir altın devir...
Tarihin en kanlı savaşlarından biri olan ve yaklaşık dokuz
ay süren bir amansız mücadelenin iman ve azimle kazanılmış
zaferi...
Doğum tarihi 18 Mart 1915 olan bu büyük zafer kolay elde
edilmedi. Bayrağımızın Çanakkale Kalesi'nde bir
dalgalanışını görebilmek için yine pek çok şehit verildi,
vatan yoluna canlar serildi.
Çanakkale Savaşları, büyük bir zaferin temeli, Türk
tarihinin alın yazısını değiştiren bir kahramanlık
destanıdır.
Birinci Dünya Savaşı'nda itilaf Devletleri'nin amacı,
Çanakkale Boğazı'nı geçerek İstanbul'u ele geçirmek ve
böylece ortakları Rusya'ya gerekli askeri yardımı
gönderebilmekti. İşte bu yüzden İngiliz ve Fransız savaş
gemilerinin 18 Mart 1915 'te genel bir saldırıyla boğazı
geçmesi tasarlandı. Ama bu, vatan için kanlarını son
damlasına kadar vermeye hazır olan Mehmetçiklerimiz olduktan
sonra kolay değildi.
18 Mart günü İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan donanma
Boğaz'da gözüktü. Boğaz'ı geçme girişiminde bulundu.
Fakat Yüzbaşı Hakkı Bey komutasındaki Nusrat Mayın
Gemisi'nin 7-8 Mart gecesi Boğaza döşediği mayınlar
planlarını alt üst etti.
Düşman gemilerinin pek çoğu bir yandan mayınlara
çarpmaları, bir yandan da Türk topçularının isabetli
atışlarıyla battı, diğerleri de harap bir hale geldi.
18 Mart saldırısı, Çanakkale Boğazı'nın karadan yardım
görmedikçe geçilemeyeceğini çok kesin bir şekilde
gösterdi.
Çanakkale Birinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin
çarpıştığı on cepheden sadece biriydi fakat Türk
bayrağının sonsuza dek bu vatan üzerinde dalgalanacağını
göstermeye yetti.
Türk ordusu bu cephede toplu, mermili sayıca kendilerinin iki
katı fakat yürekçe kendilerininkinin yarısına bile sahip
olmayan düşmanı iman ve azimle yenmesini bilmiştir.
Çanakkale Savaşları yaklaşık dokuz ay sürdü. Savaşlar iki
taraf için de büyük kayıplara sebep oldu. Türklerin kaybı
ikiyüz elli bin, itilaf devlerinin de bir o kadardı.
Bu mücadelenin sonunda 250.000 Türk askerinin canına mal olan
Çanakkale Zaferi elde edildi.
Çanakkale Zaferi, Mustafa Kemal'in " Size ben taarruz
etmretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek
zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar
gelebilir." emriyle bütünleşen Türk askerinin eseridir.
Çanakkale Zaferi, vatan ve bağımsızlık için atan kalplerde
1914 yılında başlayan bir yangının ferahlığıdır.
Çanakkale Zaferi, milli birlik ve beraberliğin, en büyük
gücü bile nasıl devirdiğinin en güzel kanıtıdır.
Ve Çanakkale Zaferi, Türk milletinin en büyük gururudur.
Bu büyük zaferi anlatabilmek o kadar zor ki... kelimeler
yetersiz, sayfalar az geliyor. Belki de bu kadar çok şey
yazmaktansa, yazdığım ufacık bir şiirle bunu anlatabilmek
daha kolay ve daha anlamlı. Çünkü bu zafer büyüktür, bu
zafer gururumuzdur. Bu zafer şanlı tarihimizden bir altın
sayfadır.
TARİHİMİZİN MEDAR-I İFTİHARI Donuk mavi gözlerini çevirdi
Boğaz'a Gökyüzü kurşundu, bulutlar yağmur yüklü... Derin
derin düşündü: Uğruna bu kadar can verilen bu vatan, Bundan
sonra düşman eline mi kalacaktı?
Ertesi sabah... 18 Mart sabahı, düşmanın ölüm tarihi oldu.
Mayınlar düşmünü fırsat vermedi. Deniz azdı, deniz
köpürdü zaferimizden. Düşman gemileri bir bir serin sulara
gömüldü.
Yükselen top sesleri muharebe için değil, Altın zaferimizi
kutlamak içindi. Millit coşkulu, millet gözüyaşlı fakat
sevinçten bu kez. Mehmetçik gösterdi ki gözü dönmüş
düşmana; "Çanakkale asla geçilmez!"
TÜRK'ÜN BÜYÜK ZAFERİ- Nesrin Demir
İster Türk, ister yabancı olsun, her milletin fertleri
vatanları için canlarını vermeye hazırdır. Ancak bugüne
kadar Türk Milleti gibi yurduna düşkün, vatanının bir
karış toprağını bile düşmana vermeyecek kadar azimli ve
iradeli bir toplum görülmemiştir. Bunun en büyük
örneklerinden birisi de, Çanakkale Zaferi'dir. Bu zafer,
bağımsızlığımızın kazanılmasında atılan büyük
adımlardan biridir.
Gerek maddi, gerek manevi sıkıntılar neticesinde
kazandığımız Çanakkale Zaferi'nin en büyük siyasi sebebi;
İngiliz ve Fransızlar'ın, Almanya karşısında zor durumda
kalan Rusya'ya, kapatılan boğazların açılmasıyla yardım
edebilecek olmalarıydı. Sebep her ne olursa olsun, Türkler'in
savaştan kaçmayacağını göstermek en büyük görevimiz
olmuştu. Bunu bilmelerine rağmen direnmek ise,
düşmanlarımızın ne derece inatçı olduğunu bize
gösteriyordu.
Zaferin siyasi yönünden sıyrılıp diğer bir yönüne
baktığımızda, görülen manzara hiç de iç açıcı
değildi. Çünkü biz, vatanımızın küçük bir parçası
olan Çanakkale'yi elimizde tutabilmek için, binlerce şehit
vermiştik. Vatan, millet, bağımsızlık adına akıtılan
kanlar ile sulanmış Çanakkalemiz, belki de bayrağımıza
kırmızı rengin verilmesinin en büyük nedenlerindendi. Mithat
Cemal bunu anlamış olacak ki, "Bayrakları bayrak yapan
üstündeki kandır, toprak, eğer uğrunda ölen varsa
vatandır." diyor. Çanakkale Zaferi uğruna ölen çoktu.
Ancak onların arasında, savaş sırasında çarpıştığımız
düşman askerleri de vardı. Onlar, şimdi bizim
topraklarımızda yatıyorlardı. Her nekadar düşmanımız
olsalar da, onlara sırt çevirmek Türk'e yakışmazdı. Bunu
iyi bilen M.K. Atatürk; "Artık onlar bizim evlatlarımız
olmuşlardır." diyerek, onlara sahip çıktığını
göstermişti.
Türk Milleti'nin;
Yurdu yurt ki,
Uğrunda ölen oldu.
Toprağı toprak ki,
Kan ile yoğruldu.
İnsanı insan ki,
Savaştı, didindi, yoruldu.
İşte, kadın erkek, yaşlı genç demeden cephede savaşan
insanlar, haklı bir galibiyeti elde ettiler. Şimdi belki
aramızda değiller. Ancak bize, üzerinde yaşadığımız bu
güzel toprakları armağan edip gittiler. Bu nedenle her 18
Mart'ta bu zaferi kutluyor, onları rahmetle anıyoruz.
Unutmuyoruz ki, bize bizden başkası dost olamaz. Türk'ü
kurtaracak, koruyacak, yine içimizden biridir. Yani Türktür!
DESTANLAR DİYARI ÇANAKKALE -Arzu Önem
Çanakkale Savaşları, büyük milletimizin vatan ve millet
sevgisini, bayrak sevgisini, insan gücünü ve
fedakarlığını, kahramanlığını bir kere daha ün üst
seviyede bütün dünyaya gösterdiği savaşlardı.
Çanakkale Savaşları, istilacı güçlere karşı asil Türk
Milleti'nin, ülkesi, bağımsızlığı ve onun için neler
yapabileceğini cihana ilan ettiği ve gösterdiği
savaşlardır. Efsaneler ve mucizelerle doludur. Yokluğun
varlıkla, tahtanın demirle, imanın ihtirasla savaşıdır.
Kutsal bildiği değerler uğruna birçok neslin seve seve
canını feda ettiği yerdir Çanakkale toprakları. İstiklal
Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy'a "Çanakkale
Şehitlerine" isimli abide şiirini yazdıran 250 binden
fazla şehidin yattığı yerdir Çanakkale toprakları.
Bugünkü özgür ve ileri Türkiye'nin temelleri, ateşler
içinde pişip, tunçlaşmış olan Çanakkale toprakları
üzerinde atılmıştır.
Türk tarihini dolduran büyük zaferler, Çanakkale müdafası
kadar kesin neticeli olmamıştır. Çanakkale müdafası
olmasaydı, Birinci Dünya Savaşı çok çabuk bitecek ve Türk
Devleti paramparça olarak ortadan kalkacaktı birinci Dünya
Savaşı başlarken.
Sen bu vatanın
En güzel diyarısın
Ne güzel de esersin
Çanakkale'm benim
Uğruna destanlar yazıldı
Nice kanlar akıtıldı
Boğazınla kükrersin
Çanakkale'm benim
Çanakkaleli'yim diye övün
Onsekiz Mart'tan beri gögün
Masmavi olduğu yersin
Çanakkale'm benim
Erdeniz Erol - Yaş 13
Çanakkale Milli Piyango Anadolu Lisesi
4.Nisan.1998